Aşırı Empati (Hyper – Empathy) olarak da bilinen yoğun empati duygusu, kişinin başkalarının duygusunu aşırı derecede hissetmesi ve bu duygulara yoğun tepki vermesi durumudur. Özellikle günümüzde dünya genelinde ve ülkemizde yaşanan krizler, doğal afetler, ekonomik sıkıntılar ve toplumsal olaylar, insanlarda yoğun empati duygusunu tetikleyebiliyor. Sosyal medya ve haber kaynakları sayesinde başkalarının acılarına her zamankinden daha hızlı ve yoğun maruz kalıyoruz. Bu durumun psikolojik yansımaları ise genellikle göz ardı ediliyor. Empati, insanı insan yapan en güçlü ve vicdani duygulardan biridir. Bir başkasının acısını hissetmek onun duygusuna ortak olmak, aynı duyguyu paylaşmak ve destek olmak güçlü bağlar kurmamızı sağlar. Ancak empati her zaman sağlıklı sınırlar içinde kalmayabilir.
Sosyal medya kullanımın arttığı bu dönemlerde de sosyal medyanın bu yoğun empatiyi körüklediğini göz ardı etmemek gerekir. Travmatik olaylara dair görüntüler, yardım çağrıları ve duygusal içerikler sıkça karşımıza çıkar. Bu paylaşımların çoğu yardım için gereken paylaşımlar olduğu kadar sadece duygusal olarak beğeni ve takipçi kazanmak için paylaşılan gönderiler kişiyi bilinçsizce bir “sorumluluk duygusuna” sürükleyebilir. Bir süre sonra kişi, yalnızca kendi hayatının değil, hiç tanımadığı insanların acılarının da sorumluluğunu taşımaya başlar. Empati, başkalarına destek olmak için güçlü bir araçken, sınırları aşmaya başladığında kişinin kendi ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Ülkemizde toplumsal yapı gereği de özellikle aile ve sosyal ilişkilerde empati sınırlarının aşılması oldukça yaygındır. “Annem üzülmesin bu yüzden sessiz kalmalıyım.”, “Arkadaşlarım kırılmasın kendi planlarımı iptal edebilirim.”, “Ailenin yükünü taşımalıyım onlar beni bu yaşıma kadar büyüttüler.” Gibi davranışlar, bireyin kendi ihtiyaçlarını sürekli ikinci plana atmasına yol açabilir. Özellikle kadınlarda toplumsal roller nedeniyle “herkesi memnun etme” “fedakarlık” “tüm ev işlerini yapma yükümlülüğü” “çocukları için her şeye katlanma” kavramlarının yoğun baskı oluşturduğu gözlemlenir. Bu tür durumlarda kişi, sevdiklerinin duygusal yükünü taşımayı görev bilerek kendi sınırlarını ihmal edebilir. Oysa bu fedakarlık, uzun vadede duygusal tükenmişliğe ve kişinin kendini değersiz hissetmesine yol açar.
Yoğun empati duygusuyla başa çıkmanın en önemli yollarından biri, empati sınırları koymayı öğrenmektir. “Başkalarının duygularını hissedebilirim, ancak bu onların sorumluluğunu taşımam gerektiği anlamına gelmez” düşüncesini benimsemek, duygusal yükün hafiflemesine yardımcı olabilir. Ayrıca sosyal medya tüketimini kontrol altına almak, sürekli travmatik içeriklere maruz kalmamak için önemlidir. Duygusal farkındalık geliştirmek de bu süreçte etkili olabilir; kendinize şu soruyu sormayı alışkanlık haline getirebilirsiniz: “Bu duygu bana mı ait, yoksa başkasının acısını mı taşıyorum?” Yoğun empati yaşayan bireylerin unutmaması gereken en önemli şey, başkalarına destek olabilmek için önce kendi ruh sağlığını korumaları gerektiğidir.
Özdemir Asaf’ın şu dizeleri, yoğun empati duygusunun özünü çarpıcı şekilde özetler:
“Kendinden çok verdin diye kırgındın.
Ama bilmedin ki suç;
Verdiğin değil, kendinden çaldığındı.”
Empati güçlü ve değerli bir duygudur. Ancak başkalarının acısını yüklenirken kendinizden çalmanıza izin vermemelisiniz. Unutmayın, başkalarına destek olmak için önce kendinizi güçlü tutmalısınız.
H.Y Çakır.

No responses yet