
DEHB günümüz dünyasında en çok karşılaşılan çocukluk hastalıklarından bir psikiyatrik bozuklukları arasında bulunmaktadır. Tedavi ile belirgin seviyelerde düzelmelerin olduğu, ancak çocukluk çağında tedavi edilse bile ileriki dönemlerde yetişkinlik dönemlerinde beraberinde birçok soruna neden olabilmektedir. Günümüz literatür çalışmalarında ulaşılabilirlik ve toplum içerisinde en çok bilinen duyulan hastalıklardan biri olduğu için en fazla araştırılmış bir bozukluktur.(Özbay, A. & Kayhan, Z. 2024).
DSM-5’e göre(2013) DEHB, çocukluk çağında başlayan ve dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileri ile karakterize edilen bir nörogelişimsel bozukluktur.
DSM5’te DEHB iki temel belirti grubuna ayrılmaktadır Dikkatsizlik ve Hiperaktivite/Dürtüsellik. Bu temel iki belirti grubunda da son yapılan güncelleme doğrultusunda ergenler ve yetişkinlerde belirtilerden en az 5 tanesinin olması gerektiği yönünde güncelleme yapılmıştır. Daha önce eski adıyla DEB olarak bilinen DSM-4 te yer alan Dikkat Eksikliği Bozukluğu tanımında en az 6 belirtinin bulunması gerektiği yazmaktaydı.
Peki bu belirtiler neler iki grupta inceleyecek olursak;
A.Dikkatszilik Belirtileri
En az 6 ay süreyle, gelişim düzeyiyle uyumsuz olacak ve günlük işlevselliği olumsuz etkileyecek şekilde görülmesi gerekmektedir.
1.Detaylara dikkat edememe, okul veya işte dikkatsiz hatalar yapma
2.Uzun süre dikkatini sürdürmekte zorlanma
3.Doğrudan konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünme
4.Talimatları takip edememe ve görevleri tamamlayamama
5.Görev ve aktiviteleri düzenlemekte zorlanma
6.Sürekli zihinsel çaba gerektiren görevlerden kaçınma veya hoşlanmama
7.Eşyaları kaybetme (örn. okul malzemeleri, anahtarlar)
8.Dış uyaranlarla kolayca dikkatin dağılması
9.Günlük aktivitelerde unutkanlık
B.Hiperaktivite ve Dürtüsellik Belirtileri
En az 6 ay süreyle, gelişim düzeyiyle uyumsuz olacak ve günlük işlevselliği olumsuz etkileyecek şekilde görülmesi gerekmektedir.
1. Elleri ve ayakları kıpırdatma, oturduğu yerde kıpırdanma
2. Uygun olmayan ortamlarda oturmayı sürdürememe
3. Uygun olmayan zamanlarda koşma veya tırmanma (ergenlerde/büyüklere huzursuzluk hissi)
4. Sakin bir şekilde oyun oynayamama veya boş zaman aktiviteleri sürdürememe
5. Sürekli hareket halinde olma (motor takıntı gibi)
6. Çok konuşma
7. Sorular tamamlanmadan cevap verme
8. Sırasını beklemekte zorlanma
9. Başkalarının sözünü kesme veya oyunlarına, etkinliklerine müdahale etme
DEHB, yeni ortaya çıkmış bir durum olmamasına rağmen, günümüzde ebeveynler ve öğretmenler sıkça “Son yıllarda çocuklarımız neden bu kadar dikkatsiz ve hiperaktif hale geldi?” sorusunu sormakta ve bu durumun sanki modern çağın bir sonucuymuş gibi algılanmasına neden olmaktadır. Oysa DEHB’li çocuklar geçmişte de vardı; ancak o dönemde farklı kavramlarla tanımlanıyorlardı. Örneğin, bu çocuklara “inatçı” ya da “söz dinlemeyen” gibi etiketler verilmekteydi (Stark-Städele, 2005; akt. S.K. Özmen 2010).
Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre Camcioğlu, T. vd., (2011), Yaşam boyu DEHB belirtileri gösteren anne-babaların çocuklarında ek tanı sıklığı, yaşam boyu DEHB belirtisi olmayan anne-babaların çocuklarından anlamlı oranda yüksek bulunmuştur.
DEHB belirtisi olmayan anne-babaların çocuklarından anlamlı oranda yüksek bulunmuştur Yaşam boyu DEHB belirtileri gösteren anne-babaların çocuklarında ek tanı sıklığı, yaşam boyu DEHB belirtisi olmayan anne-babaların çocuklarından anlamlı oranda yüksek bulunmuştur.
Yani bu demek oluyor ki DEHB kalıtsal olarak ta aktarılmaya müsaittir. DEHB’li çocukların birinci derece akrabalarıyla yapılan çalışmalarda antisosyal kişilik bozukluğu, duygudurum bozuklukları ile alkol ve madde kullanımının daha sık olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmanın sonuçları DEHB’li çocukların izleme ve tedavi yaklaşımında, anne-babalarda DEHB ve diğer ruhsal bozuklukların varlığının incelenmesi, anne-babalık işlevleri ve tutumlarının aydınlatılmasına yönelik değerlendirme yapılmasının ve gerekli görüldüğünde anne babaların da tedavilerinin sağlanmasının, çocuğun DEHB belirtilerinin tedavisine ve gidişine olumlu katkı sağlayabileceğini düşündürmüştür.
Günümüzde H. M. Alvey. vd., (2024) tarafından yapılan bir çalışmada ise Araştırmacılar, 18-25 yaş aralığında, çocukluklarını DEHB’li ebeveynlerle geçirmiş 16 genç yetişkinle yarı yapılandırılmış görüşmeler yaparak tematik analiz yöntemiyle bulguları değerlendirmiştir. Çalışma, ebeveyn DEHB’sinin çocukların ebeveyn algısını ve genel gelişimini nasıl etkilediğini inceleyerek literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır.
Araştırma Soruları:
1. DEHB’li ebeveynlerin çocukları, bu durumu nasıl algılamaktadır?
2. DEHB’li bir ebeveynle büyümenin getirdiği zorluklar nelerdir?
3. Ebeveyn DEHB’sinin çocuklar üzerindeki uzun vadeli psikolojik ve duygusal etkileri nelerdir?
Çalışma, ebeveyn DEHB’sinin çocuklar üzerindeki etkisinin anlaşılmasının önemine vurgu yaparak, aile temelli müdahalelerin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Katılımcıların çoğu başa çıkma yolları geliştirmiş ve hayatlarına devam etmiş olsa da, bulgular bu ailelerin daha fazla destek ve farkındalığa ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Katılımcılar, ebeveynlerinin söz verdikleri bir etkinliğe gitmeyi unutmaları ya da finansal sorumluluklarını yerine getirememeleri gibi olayları tekrar tekrar deneyimlediklerini, bunun da güven ilişkisini zedelediğini belirtmiştir.
Makalede geçen ve tematik analizde önemli bir yer tutan, annesinin onu bir benzin istasyonunda unutması ile ilgili örnek, katılımcının kendilik değeri, ihmal ve güvensizlik hissi ile ilişkilendirdiği önemli bir epiphany (farkındalık) anını temsil ediyordu. İşte o kısmın Türkçeye çevrilmiş hali:
“Tabii ki bir arabanın içindeki yolculuğa aktif bir katılımcı olmamın önemli olmadığını fark ettim, çünkü annem beni bir benzin istasyonunda unutmuştu.”
“Annemin beni bir benzin istasyonunun tuvaletinde unuttuğu o günü hatırlıyorum. Küçükken bu bana sadece komik bir anı gibi gelmişti. Ama büyüdükçe, bu olayın aslında benim kendimi nasıl gördüğümü şekillendirdiğini fark ettim. Sanki fark edilmesi veya hatırlanması gereken biri değilmişim gibi hissettirdi. Bu sadece bir defalık bir hata değildi; hayatım boyunca annemin unutkanlığı, benim için önemli olan şeyleri hatırlayamaması ya da bana verdiği sözleri tutamaması nedeniyle ben hep görünmez gibi hissettim.”
Bu alıntı, çalışmanın “Varoluşsal Etki” temasının bir parçası olarak ele alınmıştı. Katılımcı, çocukken bu olayı eğlenceli veya önemsiz bir detay olarak görmüş olsa da, yetişkinlikte bunun onun öz-değeri ve güven duygusunu nasıl şekillendirdiğini fark ettiğini ifade ediyor. Benzin istasyonunda unutulma deneyimi, kişinin hayatı boyunca kendisini önemsiz, görünmez veya unutulabilir biri gibi hissetmesine neden olan daha büyük bir paterni simgeliyor.
Bu gibi anılar, çocuklukta genellikle hafife alınan veya normalleştirilen olayların, yetişkinlikte nasıl derin psikolojik etkiler bırakabileceğini gösteren önemli bir bulgu.
Peki Neler Yapmalıyız?
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), yalnızca bireyin değil, aynı zamanda ailesinin, sosyal çevresinin ve genel yaşam kalitesinin etkilendiği bir durumdur. DEHB’li bireylerin, özellikle çocukluk çağından itibaren doğru şekilde yönlendirilmesi, onların hayatlarını daha sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri açısından kritik öneme sahiptir. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin farkındalığının artırılması, erken müdahale süreçlerinin desteklenmesi ve bireyin hem psikoterapi hem de gerektiğinde farmakolojik destekle tedavi edilmesi, bu süreçte izlenmesi gereken temel adımlardır.
1. Aileler ve Öğretmenler İçin Farkındalık ve Eğitim
DEHB’nin bir karakter kusuru veya disiplinsizlikten kaynaklanmadığını anlamak, çocuklara daha sağlıklı bir yaklaşım geliştirmek için temel bir adımdır. Ne yazık ki, toplumda hâlâ “yaramaz çocuk”, “tembel”, “dikkatsiz” gibi etiketler, DEHB’li bireylerin yaşadığı zorlukları göz ardı edebilmektedir. Halbuki, bu çocuklar uygun bir eğitim ve yönlendirme ile başarılı bireyler haline gelebilirler.
Ebeveynler için öneriler:
- Rutin oluşturmak: DEHB’li çocuklar için günlük rutinler belirlemek, onların zaman yönetimi becerilerini geliştirmesine yardımcı olur.
- Net ve anlaşılır talimatlar vermek: Çocukların görevleri ve sorumlulukları net bir şekilde anlamasını sağlamak, onlara görevlerini yerine getirme konusunda rehberlik eder.
- Ödül ve motivasyon sistemleri kullanmak: Küçük başarıların ödüllendirilmesi, çocukların motivasyonlarını artırır.
- Sabırlı olmak ve olumsuz davranışları cezalandırmaktan kaçınmak: DEHB’li bireyler, zaman zaman istemsiz hatalar yapabilirler. Bu durumun, onların bilinçli bir tercihi olmadığını kabul etmek önemlidir.
Öğretmenler için öneriler:
- Sınıf içi düzenlemeler yapmak: DEHB’li çocukların sınıf ortamında daha rahat odaklanabilmeleri için onları öğretmene daha yakın oturtmak, dikkat dağıtıcı unsurları en aza indirmek faydalıdır.
- Görsel ve işitsel materyaller kullanmak: Öğrenme sürecini daha etkili hale getirmek için farklı duyusal uyaranlar kullanılabilir.
- Sabırlı ve anlayışlı olmak: Çocukların bireysel farklılıklarını göz önünde bulundurarak esnek öğretim yöntemleri geliştirmek önemlidir.
2. Psikoterapi ve Davranışsal Müdahaleler
DEHB’nin yönetiminde bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve psikoeğitim oldukça etkili yöntemler arasında yer alır. Özellikle çocukluk döneminde erken müdahale ile uygulanan terapi teknikleri, bireyin dürtü kontrolünü geliştirmesine, dikkat süresini artırmasına ve sosyal ilişkilerini güçlendirmesine yardımcı olabilir (Barkley, R. A., 2015).
Psikoterapinin katkıları:
- Dikkat ve odaklanma becerilerini geliştirme
- Dürtü kontrolünü artırma
- Zaman yönetimi becerilerini geliştirme
- Özgüveni artırma ve sosyal ilişkileri güçlendirme
3. DEHB ve Psikofarmakolojik Tedavi Seçenekleri
DEHB’nin tedavisinde farmakolojik destek, belirli durumlarda etkili ve gerekli olabilmektedir. Türkiye’de DEHB tedavisinde kullanılan başlıca ilaçlar şunlardır:
1. Uyarıcı ilaçlar (Stimulantlar)
- Metilfenidat (Ritalin, Concerta, Medikinet)
- Lisdexamfetamin (Venvanse)
Bu ilaçlar, beynin dopamin ve norepinefrin seviyelerini düzenleyerek bireyin dikkat süresini uzatmasına ve dürtü kontrolünü sağlamasına yardımcı olur.
2. Uyarıcı olmayan ilaçlar
- Atomoksetin (Strattera)
- Guanfasin (Intuniv)
Bu ilaçlar, uyarıcı ilaçları tolere edemeyen veya farklı yan etkiler yaşayan bireyler için alternatif tedavi seçeneği sunar. Özellikle atomoksetin, uzun süreli kullanımda DEHB semptomlarının hafifletilmesine yardımcı olabilir.
3. Antidepresanlar (Bazı özel durumlarda kullanılır)
- Bupropion (Wellbutrin)
- Venlafaksin (Efexor)
Bunlar, özellikle DEHB ile birlikte anksiyete veya depresyon gibi ek psikiyatrik durumların bulunduğu hastalarda kullanılabilmektedir.
İlaç tedavisi her birey için farklı etkilere sahip olabileceğinden, bir psikiyatrist tarafından değerlendirilerek ve düzenli takip edilerek kullanılması gerekmektedir.
Sonuç ve Öneriler
DEHB, bireyin akademik, sosyal ve mesleki yaşamını etkileyebilecek karmaşık ve multidisipliner bir bozukluktur. Ancak, doğru destek mekanizmaları ve müdahalelerle yönetilebilir bir durumdur.
- Erken tanı, bireyin yaşam kalitesini artırmada kritik bir rol oynar.
- Ailelerin ve öğretmenlerin bilinçlendirilmesi, çocukların desteklenmesini sağlar.
- Psikoterapi ve davranışsal müdahaleler, bireyin günlük yaşam becerilerini geliştirmesine yardımcı olur.
- Farmakolojik tedavi, belirli vakalarda dikkat ve dürtü kontrolü sağlamak için etkili olabilir.
Ben, psikoterapi hizmeti vererek DEHB tanısı almış bireylerin dikkat, odaklanma ve dürtü kontrolünü geliştirmelerine yardımcı olmaktayım. Ayrıca, MOXO Dikkat Ölçüm Testi uygulayıcısı olarak DEHB ön tanısı koyma sürecinde danışanlara destek sağlamaktayım. Eğer DEHB belirtileri yaşıyor veya bu süreçte destek almak istiyorsanız, profesyonel bir değerlendirme ve terapi süreci için iletişime geçebilirsiniz.

No responses yet